Deprem profesörleri şaştı kaldı: "Ben bile izlerken korktum"

Deprem profesörlerini bile hayrete düşüren reklam: "Ben bile izlerken korktum, panik yaptım!" Hakan Erol yazdı...

 

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), insanları Zorunlu Deprem Sigortası yaptırmaya teşvik etmek amacıyla dün akşam tartışma yaratan bir "kamu spotu" paylaştı.

"Sayın seyirciler bültenimize flaş bir gelişmeyle devam ediyoruz" anonsuyla ve “son dakika gelişmesi” olarak sunulan reklamda; Jülide Ateş, Pelin Çift ve Engin Altan Düzyatan gibi isimler yer aldı. Kamu spotunda Türkiye ve dünyanın çeşitli yerlerinde farklı büyüklüklerde deprem olmasına dair beklenti aktarılırken, depremin finansal açıdan da hazır olunması gereken bir gerçek olduğu belirtilerek, "DASK yaptırma" çağrısında bulunuluyor.

Söz konusu reklam, sosyal medyada tartışmaları da beraberinde getirdi.

İşte o reklam:

REKLAMI KALDIRDILAR

DASK'ın Youtube hesabından paylaşılan video, gelen tepkiler üzerine silindi.

Söz konusu videonun üzerine tıklanıldığında ise, “Bu video, yükleyici tarafından kaldırıldı” notuyla karşılaşılıyor.

Yine DASK'ın profiline girildiğinde de geçmişteki iki reklam dururken, yeni reklamın kaldırıldığı fark ediliyor.

İşte silinen video:

DASK'ın profilinde bulunan reklamlar:

"DEPREM VERGİLERİNE" NE OLDU SORUSU

17 Ağustos 1999 depreminin ardından kurulan DASK, Türkiye'de gerçekleşen her bir depremin ardından gündeme geliyor. Ve deprem vergilerine ne olduğu sorusu tartışılmaya başlanıyor.

17 Ekim 2003 tarihinde dönemin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan çaprıcı bir cümle kurmuş ve "Bu vergiler zaten deprem nedeniyle getirilmemişti. Öyle olsaydı depremzedeye verilirdi" demişti.

1999 depreminden sonra yürürlüğe giren vergilerden toplanan paraların nereye harcandığı tartışmasına eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yine tartışma yaratan ifadelerle yanıt vermişti. Şimşek, "duble yollara gidiyor" dediği vergiler için, "Sonuçta bunlar 74 milyonun servetidir. Deprem vergisi adı altındaki vergiden çok sürekli hale gelmiş ÖTV vs var. Bu vergiler bizim sağlığımıza gidiyor. Diyorsunuz ki bu çerçevede 44 milyar liralık vergi topladınız, nereye gitti. Sadece bir yıllık vatandaşın sağlığı için yaptığımız harcama 44 milyar lira. Bu, duble yollara gidiyor, demiryollarına, havayollarına, çiftçimize, eğitime gidiyor" demişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise geçen yıl konuyla ilgili olarak iktidara, 2004-2019 yılları arasında 65 milyar lira toplandığını belirterek bu vergilerin nereye harcandığının hesap verilmesi gerektiğine yönelik bir eleştiri yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Kılıçdaroğlu'na, "Bunlar yatıyor kalkıyor 'O parayı nereye, bu parayı nereye harcadınız?'. Harcanması gereken yere harcadık. Bundan sonra da Bay Kemal'e bu tür şeylerin hesabını vermeye zamanımız yok. Bütün bu harcamalar nasıl yapılıyor, bunlara bakmıyor ki. Bütün bu konutlar nereye yapılacak?" demişti.

"İNSANLARI YAŞARKEN ÖLDÜRMEMEK GEREKİYOR"

Gerek deprem vergisi, gerekse de DASK'ın reklamı konuşulmaya devam ederken, Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ve Jeofizik Mühendisi/Deprem Bilimci Dr. Savaş Karabulut, Odatv'ye açıklamalarda bulundu.

Ahmet Ercan, DASK'ın reklamı için, "Ben reklamı görünce şaşırmıştım. Önce reklam olduğunu düşünmedim. Acaba dedim, depremle ilgili bir haber mi veriliyor diye düşündüm" derken, "Ben en sonunda, bittiği zaman bunun bir DASK reklamı olduğunu anladım. İnsanları sürekli olarak deprem ile korkutmanın, deprem olmadan öldürmek anlamına geldiğini düşünüyorum" diye belirtti.

"Depremden kurtuluşun yolu kentsel dönüşüm. Ama her an deprem olabilir diye bütün televizyonlarda pompalanıyor. Bu reklam da böyle..." diye ifade eden Ahmet Ercan, "'Her an deprem olabilir' diye bir korku saran reklam. Ben bu tür reklamlara karşıyım. İnsanları yaşıyorken öldürmemek gerekiyor. İnsan psikolojisi denilen bir olay var. Kaldı ki, DASK’ı yaptırmak senin canını kurtarmıyor ki…" dedi.

"Şimdi acaba DASK vergisini koyan kişi, gerçekten kişilerin mallarını mülklerini korumak için mi bunu teşvik ediyor, yoksa buradan bir vergi aracılığıyla insanlardan sürekli para mı kazanmak istiyor. Bu beni hep düşündürmüştür" diye belirten Ahmet Ercan, şunları söyledi:

"DASK’ı zorunlu koydular, yani zorunlu olarak sizden vergi alınmış oluyor. Aynı önceki deprem vergilerinden alınıp da daha sonra farklı yerlerde kullanılması gibi.

DASK kötü değildir, iyidir, olması gerekli ama DASK’ta toplanan vergiler nerelerde kullanılıyor, bunun tartışılması gerekiyor..."

"BEN BİLE REKLAMI İZLERKEN KORKTUM, PANİK YAPTIM"

Dr. Savaş Karabulut da DASK'ın reklamını Odatv'ye değerlendirdi.

"Zorunlu Doğal Afet Sigortaları Kurumu DASK tarafından hazırlanıp kamuoyuna sunulan reklamı izlerken korktum, panik yaptım ve 'gerçek mi acaba' diye o an kala kaldım" diye belirten Karabulut, "Geç olmadan, DASK için ödediğimiz paraların ne kadar olduğunu ve hala var olup olmadığını veya nerede kullanıldığını, depreme hazırlık için deprem öncesinde kullanılıp, kullanılamayacağını soralım" dedi.

"BULUNDUKLARI FİNANSAL KRİZİN BOYUTUNU ÇOK DAHA İYİ ANLADIM"

"Konuşmada ilk açılış cümlesi: 'Sayın seyirciler bültenimize flaş bir gelişmeyle devam ediyoruz' ile başlayıp, 'Türkiye’nin ve Dünyanın çeşitli bölgelerinde farklı büyüklüklerde depremler olması bekleniyor. Şu an çoğumuzun aklında aynı soru var: Ne zaman?' gibi bir soru yöneltilip, ister istemez bir panik veya hepimizi irkiltecek bir korku ortamı oluşturuluyor. Sosyolog veya Psikolog değilim ancak şahsen ben bile 'depremler olması bekleniyor' gibi bir haberi görünce korktum" diyen Savaş Karabulut, "Sonra zaman konusunda bir soru yöneltiliyor. Ancak bir Jeofizik Mühendisi ve Deprem Bilimi Doktoru olarak onlarca yayınlanmış makalede; 'depremin yeri, büyüklüğü, zemin koşulları ve kabaca yıkılacak bina sayıları' bilgisi yönetenler ve kamuoyuyla paylaşmışken, zaman konusunun bu noktada çok önemli olmadığını düşünüyorum. O zaman konusu bile birebir panik oluşturmak için bir araç olarak kullanıldığını görünce, bulundukları finansal krizin boyutunu çok daha iyi anladım" diye belirtti.

"DOĞAL TEHLİKE, AFETE DÖNÜŞECEK"

Savaş Karabulut, sözlerinin devamında şunları söyledi:

"Reklamın daha sonraki bölümünde 'Ama depremin gerçekleşeceğini hepimiz biliyorken, aslında doğru soru ben ne yapmalıyım?' deniliyor. Sonrasında 'Ülkemizin aktif fay hatları üzerinde olduğunu bile bile ne yapıyorsunuz? Depremin her geçen gün yaklaştığını bile bile neden afetten sonraki hayatınızı güvenceye almıyorsunuz?' ile deprem güvenli hayatın zorunlu olduğunu ve 'güvenli barınma hakkının tesis edilmesi' vurgusu yapılıyor. Evet tam da bu noktada doğru olan ülkemizdeki aktif fay hatlarının varlığı bilindiği ve depremin çok uzun süre olmadan gerçekleşeceği ihtimalini, sorumluluğu yine yönetenlere değil de, bu toplumun bir bireyine soru sorarak, bu yazıyı okuyan kişi olarak, 'neden boş boş duruyorsun?', imasının gönderildiğini anladım. Yani 'neden bir şey yapmıyorsun' sorusu yöneltilip 'ayağa kalk güvenceli barınma hakkını güvenceye al', deniliyor. Ancak şu konuda netler, deprem gibi bir doğal tehlike, afete dönüşecek! Çünkü afetten sonraki hayatını güvenceye almıyorsun, diye bir soru yöneltiliyor. Eğer depremden önce önlem almazlarsa, ne DASK ne de başka birşey kent emekçilerini kurtarmayacağını onlar da iyi biliyor.

Son olarak ise 'Deprem bir ihtimal değil, kesin gelecek! Yok sayabileceğin bir şey değil, finansal olarak da hazır olmanız gereken bir gerçek. Göz göre göre yaklaşan depreme karşı gözlerini kapatıp beklemeyin, geç olmadan DASK’ınızı yaptırın!' deniyor. Bunu söyleyen kurumun web adresi ise oldukça ilginç “depremegozlerinikapama.org”."

"DEPREME GÖZLERİNİ KAPATANLAR, YÖNETENLER"

"Kimsenin depreme karşı gözleri kapalı değil, önce bu konuyu doğru tanımlamak gerekiyor. Kentte yaşayan işsizlerin, emeklilerin ve emekçilerin ceplerinde para olmadığı için elleri kolları bağlı, depremde ne yaparız? diye kendilerine soruyorlar. Tam da bu noktada yönetenlerde ekonomik anlamda bu konuyu çözmelerini istiyorlar. Depreme gözlerini kapatanlar, yönetenler. Halkın karşı karşıya olduğu durumu görmeyenler siyasi iktidarın tam kendisi ve bu reklamı yazanlar" diye belirten Karabulut, "Yine reklamda verilen, finansal olarak hazır olmanız gerekir, sözüne karşı ise ödeyecek finansları olmadığından binalarını yenilemeyen kent emekçilerinin olduğunun farkında mısınız? diye karşı tarafından bizi duyanlara bir soruyu da bizim sormamız gerekmez mi? ne dersiniz!" diye ifade etti.

"BANA ÖLDÜKTEN SONRA DASK'IN KARŞILIĞINI VERSENİZ NE ANLAM İFADE EDİYOR"

Savaş Karabulut, deprem vergilerini sorgularken, sözlerini şöyle noktaladı:

"Şimdi DASK kurumunun kurulduğu günden bugüne kadar ki süreci tekrar hatırlayalım. DASK kurumu 17 Ağustos 1999 depremi sonrası kuruldu. Amaç depreme hazırlık için bir bütçe oluşturulması ve bu bütçenin deprem öncesinde kullanılmasıydı. Ancak kamuoyunda her deprem sonrası gündeme gelen bu bütçenin nerede kullanıldığı konusuna Maliye Bakanlarının verdiği yanıtlar eminim aklınızın bir yerlerinde kalmıştır. 'Duble yollar', 'Bu vergiler zaten deprem nedeniyle getirilmemişti. Öyle olsaydı depremzedeye verilirdi' sözleri ve son olarak 'Sisam adası depreminde ise 170 milyon TL verildiği' konusuna kadar getirildi. Ancak hep son açıklamada bile 119 kişi hayatını kaybettikten sonra bu ödemenin yapıldığı bilgisi verildi. Mesala şöyle bir garanti var mı? 'Ailemde de ben dahil depremde kimse deprem nedeniyle hayatta kalmadı! Binam yıkıldı, kurtarılamadım ve belki de cesedim bile kayboldu.' Bana öldükten sonra ödediğim DASK poliçesinin karşılığını verseniz, ne anlam ifade ediyor? diye sormak doğal değil mi? Ya da yönetenler bizlerden yeteri kadar vergi almıyorlar mı zaten, bir de yeniden sigorta diye vergi vermeye davet ediyorlar, diye de düşündüm.

Görevimiz topluma doğruları söylemek onları korkutarak, olmayan finansları yüzünden psikolojilerini bozmak olmamalı!"

Hakan Erol

Odatv.com


 
 
Bu habere tepkiniz:
Hakan Erol
İLGİLİ HABERLER
Odatv

Bravo Meral Akşener 

İYİ Parti lideri Meral Akşener korumasının gözlüğünü düşürdüğü gazeteciden özür diledi.